Merhaba Ziyaretçi; Bugün Saat
Şiirler

 

terekemeler

 

ŞİİRLERDEN ÖRNEKLER

MURAT ÇOBANOĞLU’NDAN

Eserlerinden bazıları:
İster BendenSevdiğim yar bana göndermiş name
Rüzgar dokunmamış dal ister benden
Bir lezzet olmasın onun tadında
Hiç arı görmemiş bal ister bendenNe bir çiçeğim var, ne de bir bağım
Ne bir sedirim var, ne de konağım
Ne bir yuvam vardır, ne de otağım
Al kuşam içinden şal ister benden

Kaşları kemandır, kirpiği oktur
Feleğe karşılık oyunum yoktur
Bir kuzu bulamam koyunum yoktur
Yine de bir sürü mal ister benden

Ben bu gidişilen nereye varam
Derman bulabilmem, yaramı saram
Ne bir çölüm vardır, ne de bir sahram
Yine yüce dağdan yol ister benden

Bu fani dünyada çoktur zararım
Ne bir kazancım var, ne de bir karım
Ne bir ağacım var, ne de yaprağım
Yazın kışın solmaz gül ister benden

Çobanoğlu’yum ben iz bulabilmem
Kışın çok ararım yaz bulabilmem
İnsanlarda doğru söz bulabilmem
Yalan söylemeyen dil ister benden

Gör

İnsan dedikleri duvara benzer
Hele suvakları dökülsünde gör
Gördüğün her güzele aldanma
Saç ağarsın beli bükülsün de gör

Kara toprak insanları yoğurur
Vedası geleni bir bir çağırır
Arkası kuvvetli fazla bağırır
Dostları yanından çekilsin de gör

Demek ki dünyada olur dermanın
Birgün uyanırsın geçmiş zamanın
Bazı insan der ki ben bir aslanım
Ezrayıl peşine dakılsın da gör

Çobanoğlu kulak versen sözüne
Yazılanlar mutlak gelir yüzüne
Evde bile karı bakmaz yüzüne
Hele sırtın yere yıkılsın da gör

Güvenmem

Böyle midir dünya senin bütün işlerin
Var git dünya daha sana güvenmem
Kâr yerine çoktur bana zararın
Var git dünya daha sana güvenmem

Biçare Kerem’i yandırdın nara
Arzu, Kamber için kaldı avara
Ferhat az mı külünk vurdu dağlara
Var git dünya daha sana güvenmem

Çok yiğidi sen caydırdın ahdından
Çok güzele ah çektirdin bahtından
Çok sultanı sen indirdin tahtından
Var git dünya daha sana güvenmem

Çobanoğlu arzuhalin bildirdin
Çok yiğidin gül benzini soldurdun
Aşıkları gurbet elde öldürdün
Var git dünya daha sana güvenmem

ŞEREF TAŞLIOVA’DAN

HAYATIMBin dokuz yüz otuz sekiz,
Nisan doğum ayım benim.
Taşlıova soy adımız,
Salihgiller soyum benim.

Doğuda Serhat Kars ili,
Meşhurdur Çıldır’ın gölü,
Tabiat nakışlı halı,
Gülyüzü’dür köyüm benim.

Anam Nergiz, babam Hacı,
Üç kardeşiz, iki bacı,
ŞEREF der konuşmam acı,
Yumuşaktır huyum benim.
(Bir doksan bir boyum benim)
15 Mart 1969 Atatürk Üniversitesi Erzurum

BENİM

Bin dokuz yüz otuz sekiz
Nisan doğum ayım benim
Taşlıova soy adımız
Salihgiller soyum benim

Doğuda Serhat Kars ili
Meşhurdur Çıldır’ın gölü
Tabiat nakışlı halı
Gülyüzüdür köyüm benim

Anam Nergiz, babam Hacı
Üç kardeşiz iki bacı
Şeref der konuşmam acı
Yumuşaktır huyum benim
(Bir doksan bir boyum benim)

HAN KÖŞESİNDE

Kurumaz âşığın gözünde yaşı,
Gurbet ellerinde, han köşesinde.
İçinden tükenmez âhı, ateşi,
Gurbet ellerinde, han köşesinde.

Derdini anlatır, sözünü satar,
Erkenden yol alır, menzile çatar,
Ya hastalar, ya yorulur, ya yatar,
Gurbet ellerinde, han köşesinde.

Âşıklar gurbette ağlamaz neyler,
Üç beş ahbap bulur derdini söyler,
Türküler çağırır, muhabbet eyler,
Gurbet ellerinde, han köşesinde.

Gelin dostlar, benim derdim var diyer,
Geniş dünya tek başıma dar diyer,
Gündüz hayal eyler, gece yar diyer,
Gurbet ellerinde, han köşesinde.

Bu aşk ile ah çekerim inlerim,
Bir söylerim, iki durup dinlerim,
ŞEREF der ki böyle geçti günlerim,
Gurbet ellerinde, han köşesinde.

BİRİ ANADOLU BİRİ ATATÜRK

Biri bülbül oldu, birisi güldür,
Biri Anadolu, Biri Atatürk.
Biri sevgilidir, biri güzeldir,
Biri Anadolu, Biri Atatürk.

Biri arı oldu, birisi kovan,
Biri yaralının derdine derman,
Biri büyük asker, büyük kumandan,
Biri Anadolu, Biri Atatürk.

Biri örnek oldu bütün cihana,
Biri Türk milleti adına, ana,
Biri can adadı nazlı vatana,
Biri Anadolu, Biri Atatürk.

Biri kucaklayan, birisi saran,
Biri aranılan, birisi soran,
Biri kurtarılan, biri kurtaran,
Biri Anadolu, Biri Atatürk.

Biri savaş yaptı bizi kurtardı,
Biri bin bir türlü meyveler verdi,
Biri üzerine bir devlet kurdu,
Biri Anadolu, Biri Atatürk.

Biri bize kurdu cumhuriyeti,
Biri ecdadımın yurdu, cenneti,
Biri bize verdi bu hürriyeti,
Biri Anadolu, Biri Atatürk.

Biri insanlığa örnekler katar,
Biri bu ŞEREF’in kalbinde atar,
Biri birisinin bağrında yatar,
Biri Anadolu, Biri Atatürk.
1981’de “Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılı”nda, TRT’nin düzenlediği “Atatürk” konulu şiir yarışmasında Türkiye Birincisi seçilmiştir
GÜZEL GÖRÜNÜR

Arzu iplik, sevgi nakış,
Ördükçe güzel görünür.
Gönül gözü ile bakış,
Gördükçe güzel görünür.

Zaman ince esen yeldir,
Ömür ağaç, günler daldır,
Mutluluk uzunca yoldur,
Vardıkça güzel görünür.

Tatlı söz dil arasında,
Diken var gül arasında,
Hatıra yıl arasında,
Durdukça güzel görünür.

İnsanı yaşatan hava,
Tatlı sözdür derde deva,
Herkes hayalinde yuva,
Kurdukça güzel görünür.

ŞEREF baksan her bir yandan,
Aşk ayrı değil insandan,
Seven sevdiğini candan,
Sardıkça güzel görünür.
08 Eylül 1983 Kars

HAYAL ŞEHRİBir hayal şehrine uğradı yolum,
Topraktan yağmurlar yağar havaya.
Serçe tırpan almış, ördek tırmığı,
Deve ayak üstü çıkmış yuvaya.

Bir karınca gökte turna avlıyor,
Örümcekler kurt peşine havlıyor,
Fare gitmiş balinayı avlıyor,
Su içerken bir fil düşmüş kovaya.

Zürafa teknede yoğurmuş hamur,
Sincap duvar yapar, aslan da çamur,
Leylek kaplanlara çıkarmış emir,
Demiş hemen, çadır kurun ovaya.

Çekirgeyi çoban tuttum koyuna,
On beş metre şal istedi boyuna,
Topal sinek davet etmiş köyüne,
Akrep lokman olmuş, çıkmış devaya.

Keklik otel açmış, ceylan müşteri,
Baykuş gelenleri alır içeri,
Geyik meddah olmuş açar hüneri,
Kelebekler el kaldırmış duaya.

Âriftir benim bu sözümü bilen,
Anlayıp içinden hissesin alan,
ŞEREF bunu söyler sanmayın yalan,
Tabiatı birleştirdim rüyaya.

GALLERDE AKŞAM ÜZERİ

Güneş Atlantik’i aştı,
Galler’de akşam üzeri.
Türkiye’m yâdıma düştü,
Galler’de akşam üzeri.

Ben bir festivale geldim,
Dört bir yana örnek oldum,
Herkes gitti, yalnız kaldım,
Galler’de akşam üzeri.

Buranın halini bilmem,
Konuşan dilini bilmem,
Gidecek yolunu bilmem,
Galler’de akşam üzeri.

Gelip geçenden sorarım,
Türkçe konuşan ararım,
Bir şato var, bir ben varım,
Galler’de akşam üzeri.

Efkarlandım çaldım sazı,
Yüreğime düştü sızı,
Yaş akıttım bazı bazı,
Galler’de akşam üzeri.

Gurbete düşen insanlar,
Garibin halinden anlar,
Kayıp olmuş nice canlar,
Galler’de akşam üzeri.

ŞEREF der ki halim yaman,
Dağ gibi başımda duman,
Atlantik’te durmuş zaman,
Galler’de akşam üzeri.
07 Temmuz 2003 “International Story Telling Festival” St. Donats Şatosu Galler

ASYALI GÜZEL

Buğday tenli, kalem kaşlı, gül yüzlü,
Sen ne güzel cansın, Asyalı güzel.
Hoş bakışlı, tatlı dilli, tok sözlü,
Çok nazik insansın, Asyalı güzel.

Aynı çizgideniz, ötemiz birdir,
Vatanım Türkiye, kıtamız birdir,
Belki ecdadımız, atamız birdir,
Damarımda kansın, Asyalı güzel.

Örnek alsın Avrupa’nın her yanı,
Ey bizim kıtanın kibar insanı,
Sendeki güzellik cennet nişanı,
Hûrisin, gılmansın, Asyalı güzel.

Rengarenk giyinmiş çiçek gibisin,
Ak benizli, salma saçak gibisin,
Bakışınla keskin bıçak gibisin,
Tahtında sultansın, Asyalı güzel.

Uzaklardan size geldim ben garip,
Singapur’da hava sıcak sen garip,
Gülüşün hoş, bakış baygın, yön garip,
Bir ürkek ceylansın, Asyalı güzel.

Japon mu, Tayvan mı, Malezyalı mı?
Singapurlu, Hintli, yoksa Çinli’mi?
Dilin bilmem anlatamam hâlimi,
Şensin, mihribansın, Asyalı güzel.

ŞEREF, Singapur’u dolandım gezdim,
Gönül eleğinden eledim süzdüm,
Türküler söyledim, şiirler yazdım,
Dilime destansın, Asyalı güzel.
26 Ağustos 1996 Singapur

AŞIK ŞENLİK’TEN

Ağlarım 

Ol kadir-i kayyum feyyaz-i celal

Salıp vücudumu nara ağlarım

Arş ile kürsüne çalanda kalem

Yazıp yığvalımı kara bağlarım

 

Hürüyü kılmandı melek misali

Tavuzdan cilveli ibrişim teli

Aklımı yitirip olmuşum deli

Ala gözlü nazlı yare ağlarım

 

Şenlik’im artıyor efkarım gamım

Bilmem neye varır benim encamım

Deryaya gark olup yelkensiz gemim

Elim yetmez bir kenara ağlarım

 

Giderem

Mevlayı seversen konak et beni
Bu gece eğlenir yatar giderem
Gözden ırak olup gönülden cüda
Derbeder olurum iter giderem

Çıra yakıp yanımızda oturma
Burda olan sözü köye götürme
Bir parça ekmekle su da getirme
Niyet edip oruç tutar giderem

Sabahtan kalkan da han pulu iste
Eğer vermez isem sen beni kısta
Atı koy mezada müşteri seste
Değere değmeze satar giderem

Mevlayı seversen tan etme bize
Hak kulun ayıbın vurmadı yüze
Bu yıl tahsirliydim göründüm göze
Bıldır yağan kardan beter giderem

Çıldırlı Şenlik‘im aşk hevesinde
Üryan gönlüm gezer abdal postunda
Kahve ocağında peyke üstünde
Yorgansız döşeksiz yatar giderem

 

İsterim

 

Hulus-i kalp ile bil sen fikrimi

Ben mevladan Al’Osman’ı isterim

Merhamet sahibi ol gazi hünkar

Bize hükmetmeye onu isterim

 

Sultan Hamit Şahım şahlar serveri

Zikrimde Kurandır dilim ezberi

Kaftan kafa zirr ü zeminden beri

Nefs-i Mürsel hükmü hanı isterim

 

Süleyman tahtında bey karar duran

Muhammet vekili mekanı nuran

Ezler hıfsı furkan ayet-ül Kuran

Salavatı ol süphanı isterim

 

Ezelden alnıma çekilmiş kalem

Ettiğim var idi yetişti belam

Vaktinde saltanat hükmünde alem

Divanında şevket sanı isterim

 

Gam gündür Şenlik’in gönlünün şadı

Fikrimden çıkmıyor Al’Osman adı

Gidiyor dünyanın lezzeti tadı

Ben ne binde bir mekanı isterim

 

Olur

 

Yığılın ahbaplar yaren yoldaşlar

Gamlı gönlüm vatanından yad olur

Kahpe felek beni sürgün eyledi

Dostlar ağlar düşmanlarım şad olur

 

Daha geçti devran sürmek sırası

Aşk okunun merhem bulmaz yarası

Hiç kimsenin başa yanmaz çırası

Çoklar bu sevdadan na-murad olur

 

Ustasından ders almayan pirsizdi

Bir gül gördüm dört tarafı harsızdı

Koy desinler Kul Şenlik’e arsızdı

El içinde bu iş mana ad olur

 

Olmuşam

 

İçip aşkın badesini vücud-i nar olmuşam

Divane derviş misali feryad-i zar olmuşam

Perişan bülbül kan ağlar ah u nalemden menim

Dil hasta gönül şikeste hem tarumar olmuşam

 

Bin yıl ömür verdi Adem’i saldı aha

Yedi yüz elli Şit yaşadı dokuz yüz elli Nuh’a

Erenleri hak edeni fani kılar mı raha

Düşüp de dünya şerrine kara efkar olmuşam

 

Şenlik’im hizmet etmedim daim bir tarikata

Uyup iblis yığvasına çok ettim cürm ü hata

Şefaat ya resulullah muhtacım marifete

İsyanın hadden aşıptır çok günahkar olmuşam

 

Düşmüşüm Gam Deryasına

 

Düşmüşüm gam deryasına ummanda yüzen benim

Rüyada çark-ı alemi devredip gezen benim

Dersim aldım pünhandan ayana çıkmaz sırrım

Ehl-i marifet hoş nasihat cevahir lisan benim

 

Semada mahlukat gördüm nezmider nur danesi

Çıkmaz arşa inmez hakka müğelladır binası

Yigirmi dört sahat bin dört yüz kırktır manası

Birinde bin kerre hakka şükreder insan benim

 

Ne layık ki beni deyip arzulayıp gelesin

Divan-ı alem içinde imtihana salasın

Deseler ki Sefil Şenlik sen bir azim kalasın

Rütbem arşa direk olsa hak ile yeksan benim

Faydası Ne

 

Manasız mantıksız sözü bilmenin faydası ne

Az anlayıp çok söyleyip gülmenin faydası ne

İtibar dediğin elde bir muhalif şişedi

Kaldırıp beyhude taşa çalmanın faydası ne

 

Dipte tekbir kabul olmaz niyaz-ı marifete

Kalpte tasdik eylemektir sıtk ile itikada

Ab-ı umman kenarında baş eğip ibadete

Türaptan teyemmüm alıp kılmanın faydası ne

 

Biçare pervane bilmez kastı sitem olanı

Garaz-ı gazzap şamına başı candan dolanı

İste seni isteyeni tanı kadir bileni

Hürmetsiz teklifsiz yere gelmenin faydası ne

 

İlacı na-mümkün olur başa gelen kaderin

Haşre dek acısı gitmek ihtiyacı kederin

El içinde şöhret bulan şerafetli pederin

Mülkünde ne halef evlat kalmanın faydası ne

 

Sefil Şenlik aşk ucundan düşüp gaflet habına

Derununda mülhezayı derc eyler hesabına

Reyisi nadan sefine düşer gam girdabına

Dalgası şaşkın deryaya dalmanın faydası ne

 

Var

 

Dinleyin ağalar size söyleyim

Ürüşan gönlümün intizarı var

Et yiyip at binip dilber sevmiyem

Ne bilir dünyadan ne haberi var

 

Ellerim doymadı elvan kınadan

O beyaz buhaktan billur sineden

İki sevda birbirine binadan

Değmeyin hatırına ikrarı var

 

Huri-yüi gılmandı salatın soyu

Selviden seçilmez yücedir boyu

Livane sancağı Sirya’dır köyü

Çıldırlı Şenlik’in yadigarı var

 

ÖLÜM DÖŞEĞİNDEKİ TEREKEMENİN LELESİNE SESLENİŞİ

Bir başını galdırasan bağasan,

Men civanı bir göresen aylele.

Lazımdıkı dil deyif ağlıyasan,

Mana mezar arıyasan ay lele.

 

Altmış ilde, arvadın eriydim men.

Ser keçinen serrerrin seriydim men.

Bu on yıldı gocaldım eridim men,

Bir beçere ,hala tüştüm ay lele.

 

Civannığım, yiğittiğim dildeydi,

Höykürüşüm,yıldırımda seldeydi.

Bilmiremki, ne nağıldı, ney idi,

Öz dediğimi, eşitmirem ay lele.

 

On got’u, zırt değende, galdırardım,

Yiğitleri, gözderinnen annardım,

Bir piriye, on yorğanı yağardım,

İndi burnumu çekemmirem ay lele.

 

Menim derdim çekilesi dert döyül,

Öz öyümün, özgesiyem ele bil

Oğul uşağ, torunarım gayınım gil,

Meni yaman buduyullar ay lele.

 

Can deyirem, çor sanallar söyeller,

Danışdırıf, hem üsdüme güleler.

Durduk yerde, birden bire döyeller,

Yetişen üsdüm, başım didir, ay lele.

 

Toyuğ cüce, yan yöremde eşişir,

Serçe kuşlar,ağ başımı gaşıyır.

Çoluğ çicuğ gavağımda işiyir,

El içinde ibret oldum, ay lele.

 

Ne olduki, dengil divan değişdi,

Ol devranım,bir soluğdu kin geçdi,

Annamıram, ne nağıldı ne işdi,

Ottuğ yerde zırt gediremaylele.

 

Büyüklerimizden alıntıdır

 

Layla

Laylay beşiyim layla
Öyüm eşiyim layla
Sen get şirin yukuya
Çekim keşiyin layla

 

Laylay dedim boyunca
Baş yastığa goyunca
Pardahlan gızı gülüm
Bir gohluyum doyunca

 

Layla dedim yatasan
Gızıl güle batasan
Gızıl güller içinde
Şirin yuhu tapasan

 

Balama can demişem
Ağlama can demişem
Balamın dili açılan güne
Guzu Gurban demişem

 

Balam layla a layla
Körpem layla a layla

 

Laylası derin bala
Yuhusu şirin bala
Tanrıdan ehdim budu
Toyunu görüm bala

 

Bizim yerler Galın meşe
Tahtında otur hemişe,
Aranında gül pitsin,
Yaylağında benöyşe

 

Layla dedim ucadan
Ünüm çıhdı bacadan,
Balamı Allah sahlasın,
Çiçekden, Gızılcadan.

 

Layla dedim yatanda,
Gözdüyerem ay batanda,
Canım zinhara geldi,
Sen hasile çatınca.

 

Balam layla a layla
Guzum layla a layla

 

Layla beşiyim layla,
Öyüm eşiyim layla,
Sen yat, yuhun algınan
Çekim keşiyin layla.

 

Layla dedim yatasan,
Gızıl güle batasan
Gızıl gül bağın olsun,
Kölgöyünde yatasan

 

Layla dedim hemeşe,
Kervan geder enişe,
Yastığında gül pitsin,
Döşeyinde benöyşe.

 

Layla dedim günde men,
Kölgöyde sen günde men
İlde bir Gurvan olar,
Sene Gurvan günde men.

 

Balam layla a layla
Körpem layla a layla

 

Layla emeyim bala,
Duzum çöreyim bala,
Gözdüyürem yekelen,
Görüm kömeyin bala.

 

Layla balam ağlama
Üreyimi dağlama
Yat yuhun şirin olsun
Yuhuma daş bağlama

Yorum yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Üye Girişi
Kullanıcı Adı
:
Şifre
:
Şifremi Unuttum?
 
Facebook ile Giriş Yap
Sosyal Medya
Köşe Yazarları
  •     Aga Balam
  •     Chobani
  •     Adanalım
  •     Karşin Kalesi
  •     Kars Kalesi
  •     Kaynana
  •     Kiziroğlu
  •     Olmaz Olmaz
  •     Sarı Köynek
  •     Terekeme
  •     Terekeme Zurna
  •     Yanık Kerem
  •     Yanık Kerem 2
  •     Yanık Kerem 3
  •     Zeyneb Xanlarova-Sen Sen
  •     Zeyneb Xanolarova-Leylam
  •     ALAGÖZLÜM
  •     Apardı Seller Saranı
  •     AYGIZ
  •     AYRILIK
  •     Gelmedin
  •     Getti Yar
  •     Gözelim Sensin
  •     Heyva Gülü
  •     Men Gülem
  •     SEGAH
  •     Sen Gelmez Oldun (Acustıc Versıon)
  •     Sen Gelmez Oldun
  •     Sızı
  •     SON NEFES
  •     YALGIZAM
  •     YAZ AKŞAMI
Son Yorumlar
Ankara Web Tasarım